Bu hafta çok fazla şey karaladım aslında not defterime ama hangisini yazarak derinleştirmek istediğime karar veremedim. Film falan izledim onun hakkında yazacaktım astrolojiden bağımsız ama ondan da vazgeçtim sonra. Neyse. Herkesin sorularına da cevap vermeye çalışıyorum. O yüzden diğer tüm detayların içinde kaybolmanızı engelleyecek ve ne yaşarsanız yaşayın el feneri görevi görebilecek bir şeyler yazmak istedim.

Okuduktan sonra yine sorabilirsiniz tabii ki istediğinizi.

Yaşam her zaman “yalnızca kötü, acımasız ve kısa” değildir. Elbette savaşın, salgının, kıtlığın ya da başka büyük felaketlerin içinde yaşayan insanlar için hayat gerçekten böyle olabilir. Ancak böylesi koşullarda yaşamayanların önemli bir sorumluluğu vardır. O da yaşamın anlamını bulmak ve o anlamı kendi hayatlarında gerçekleştirmek. Çünkü bireyler bilinç kazandıkça, insanlığın ortak bilincini de gelişir. Bu yüzden ezoterik ve metafizik geleneklerde insan yaşamı rastgele bir olay olarak görülmez. Her bireyin dünyaya gelişi, belirli bir düzenin ve daha büyük bir planın parçası olarak görülür. Bu anlayışla, insanlar düşünceleri, seçimleri ve eylemleri aracılığıyla kendi yaşam koşullarını yaratır. Her seçim yeni bir neden oluşturur ve bu neden zaman içinde bir sonuç olarak karşılık bulur. Buna da Karma diyoruz. Yani ruhun kendi yarattığı deneyimler aracılığıyla öğrenmesini sağlayan evrensel sistem aslında. Ve bu evrensel sistemin tek bir amacı var aslında her ruhun kendi varoluş amacını bulabilmesi.

Ruh bir şekilde gerçek amacını bulma arzusu ile varolduğu için bu bir ihtiyaçtan çok ruhsal özlemdir.

Bu “ruhsal özlemi” giderebileceğimiz yer, kendimizi bulabileceğimi yer, ruhun gerçekten varolduğunu hissettiği ve bu dünyaya neden geldiğini içgüdüsel bir şekilde idrak ettiği 3 nokta var aslında. Doğum haritamızdaki Güneş, Ay ve Yükselen. Astrolojide o kadar fazla yorumlanacak ve insanın çeşitli deneyimlerine dair çıkarımlar yapılabilecek şey var ki, insan içinde kayboluyor. Ancak dönüp dolaşıp yine aynı noktaya geliyorsunuz. Burcunuz olarak bildiğiniz Güneş’iniz, Ay’ınız ve Yükseleniniz. Bu üçlüyü ne kadar etkili ve dengeli çalıştırabildiğinize bağlı olarak karmanız şekilleniyor bir takım sonuçlar karşınıza geliyor. Bazen zorluklar ve sınavlar oluyor bazen iyi ve şanslı hissedebileceğimiz şeyler oluyor.

Güneş’inizin bulunduğu burç, diğer gezegenlerle yaptığı açılar ve doğum haritasında 12 ev arasından hangi eve yerleştiği bize bu dünyaya neden geldiğinizin, hangi konuda tam donanımlı olup hem kendinize hem başkaları arasında varolabileceğinizi anlatır. Parladığınız, otorite olduğunuz konuları, hangi konularda yaratıcılık potansiyeline sahip olduğunuzu, yeteneklerinizi anlatır. Ayrıca babanız hakkında ve içsel olarak eril tarafımızla ilgili çok şey söyler. (Eril enerjiyi burada salt maskülen taraf olarak söylemiyorum. Yapabilme becerimiz, dış dünyaya açılan kapımız, hareket kapasitemiz, dış dünyanın zorlayıcı veya destekleyici koşulları karşısında nasıl davranışlar sergilediğimizi gibi daha içselleştirilmiş bir şeyi ifade etmeye çalışıyorum. Ve babamızın özellikle erken çocukluk dönemi başta olmak üzere hayatımız boyunca hem bizimle hem hayatla hem annemizle olan davranışlarının bütünü burcunuz olarak bildiğiniz doğum haritanızdaki Güneş’in sembolizminden çok rahat okunabilir.)

Ay’ınız bulunduğu burç, diğer gezegenlerle yaptığı açılar ve doğum haritasında 12 ev arasından hangi eve yerleştiği bize bu dünyadaki en temel ruhsal ve bazen fiziksel ihtiyaçlarımız hakkında çok fazla şey söyler. Yiyeceklerle olan ilişkilerimizden tutun, her türlü ilişkideki duygusal olarak bize verilmesini istediklerimizi gösterebilir. Diğeriyle olan ilişkimizde bizim karşıdaki insanlara sunduklarımızı da gösterebilir. Genelde içgüdüsel davranışların çoğu Ay ile bağlantılı olur. Bu yüzden yine doğuştan yetenekli olduğumuz konular hakkında bize fikir verebilir. Ayrıca annemiz hakkında ve içsel olarak dişil tarafımızla ilgili çok şey söyler. (Dişil enerjiyi burada feminen taraf olarak söylemiyorum. Süreçleri anlayabilme ve onlarla birlikte hayatın içinde olabilme halinden bahsediyorum. İç dünyamıza açılan kapıdır Ay çünkü. Ve ruhsal dünyamıza olan yaklaşımızın, ait olabilme kapasitemiz, bağ kurabilme kapasitemiz, sevgi anlayışımız, bilinçaltımız vb. konuları kapsar. Ayrıca annemizin özellikle bize hamile olduğu dönem sonrasındaki erken çocukluk dönemi ve hayatımız boyunca hem bizimle hem hayatla hem babamızla olan davranışlarının bütünü ay’ın bulunduğu burç, diğer gezegenlerle olan açıları, doğum haritasındaki bulunduğu ev üzerinden çok rahat okunabilir.)

Yükselen ise, doğduğumuz gün, saat ve coğrafya içinde güneş’in ufukta hangi burçta yükseldiğidir. Dolayısıyla yükselen kişinin hayatına nasıl bir perspektiften baktığı, hayat felsefesi ve aynı zamanda hayatı yaşarken nasıl bir araç tercih ettiği, kullandığıyla ilgilidir. Aynı zamanda nasıl bir ortama, aileye, doğduğu, kişinin görüntüsü, imajı hakkında çok fazla şey ifade eder. Bu yüzden yükseleninizi nasıl çalıştırırsanız yani olumlu ve olumsuz özelliklerine ne kadar hakim olursanız o kadar hayatınızdaki seçimlerde ve olaylarda daha rahat söz sahibi olabilirsiniz. Aynı zamanda geleceğinizle ilgili öngörüleri daha rahat yapabilirsiniz. Bazen kişinin dış dünyaya göstermek istediği personayla ilgili de olabilir. Yani Güneş ve Ay kişinin temel kişiliğinin iki ana zemini iken, Yükselen burç, üçüncü bir sağlamlaştırma gibidir. Yükselen burç doğum haritamızdaki 12 evin 1. evidir. Bu ev içine yerleşmiş çeşitli gezegenler olabilir ve bunlar da yükselenin bir parçası olarak kabul edilir. Ve diğer gezegenlerle açıları kendimizi nasıl ortaya koymak istediğimizle ilgili daha spesifik detayları verir.

Astrolojideki dolunaylar, tutulmalar vb. pek çok gökyüzü durumunun hayatınıza getirisini takip etmek oldukça zor hele bide hiç bilmiyorsanız iyice zor. O yüzden bence temel olarak bu üçlüyü iyi bilmek her koşulda ölene kadar size yardımcı olur.

Sevgiler,

İlayda.